Bu durum çok mu normal? Çiğ süt her ilçede yapılacak olan
daha küçük tesislerde işlense idi, bu gereksiz taşımalara gerek
kalmayacaktı. Bu, yollardaki gereksiz trafiği ortadan kaldırdığı
gibi ülkenin petrol faturasını, dolayısı ile ödemeler dengesini
de rahatlatırdı. Dahası bu gereksiz taşıma nedeni ile hava
kirletiliyor. Küresel ısınmanın durdurulması için de tarım
ürünlerinin olabildiğince yerel üretilip, yerel tüketilmesi
gerekli. Olayı dünya çapında düşündüğümüzde durum daha da korkunç.
Örneğin Türkiye pekâlâ kendisi için gerekli pamuğu üretebilecekken,
öncelikle ABD’de pamuk üreticilerine verilen yüksek düzeydeki
primler, pamuk ithal edenlere verilen uygun koşullu krediler
ve Türkiye’nin de pamuk ithalatında vergiyi sıfırlaması nedeniyle
bunu yapamıyor. ABD’den bir milyar dolar değerinde pamuk ithal
ediyoruz. Bu olayı başka birçok ürüne genişletebiliriz.
Peki, neden böyle oluyor?
Temel neden, süt işleyen şirketlerin gittikçe büyümesi, küçükleri yutmasıdır.
Bunu hızlandıran bir etmen de SEK’in özelleştirilmesi idi. Süt ürünlerinde
dört firma üretimin %52’sini gerçekleştiriyor. (Bakınız: Necdet Oral’ın makalesi,
Mülkiye Dergisi, sayı: 262, Bahar 2009) Buna sektörde yoğunlaşma veya oligopolleşme
diyoruz. Halk dilinde tekelleşme de diyebiliriz. Süt ürünleri piyasasını yedi
şirket kontrol ediyor. Bu kontrol şirketlere ne sağlıyor? Tabii ki köylüden
aldıkları sütün fiyatı ile tüketiciye sattıkları sütün fiyatını nerede ise
istedikleri gibi belirleme gücünü. Nitekim SEK’in özelleşmesini takiben bu
durum açık bir şekilde gözlenmektedir.
İşletmelerin çok büyümesi
teknik bir gereklilik nedeni ile değil, bu tekelleşmenin bir sonucu olarak
gerçekleşmektedir. Tabii şirketlere sorarsanız sizi ikna edecek birçok şeyler
söyleyeceklerdir. Bu aslında gereksiz olan merkezileşme nedeni ile sütü çoğumuz
gereksiz yere, UHT denilen aşırı ısıtılmış şekilde içmek zorunda kalıyoruz.
Sonunda aşırı trafik, küresel
ısınma, üreticinin sömürülmesi, tüketicinin pahalı ve daha az sağlıklı süt
ve ürünlerini tüketmek zorunda kalması gibi bir sürü gelişme (aslında bozulma)
ile karşılaşıyoruz. Eğer bütün bunları kader diye karşılıyorsanız diyeceğim
yok. Yeni bir dünya mümkündür diyorsanız, yerel kooperatifleri geliştirmekten
başlayacak yapılacak birçok şey var.
- Prof.Dr. Tayfun ÖZKAYA'nın Diğer Yazıları.
- Gıda Egemenliği Yoksa Yaşam Yok
- Sınırıma Dokunma
- Domuz Gribini Et Endüstrisi Doğurdu.
Geri Dön |