Türkiye tarımının, tarımla uğraşan çiftçilerimizin ve tüketicilerimizin birçok sorunu var. Tarımda uygulanan politikalar milyonlarca köylümüzü insanı topraksızlaştırıyor, yoksullaştırıyor ve çevreyi yok ediyor. İnsanların temel gıda maddelerine erişimini engelliyor, çünkü sistem, temel gıda maddelerine erişimini bir insanlık hakkı olarak görmüyor. Bugün, üçüncü dünya ülkelerinde olduğu gibi, Türkiye’de köylülüğün tasfiyesi ile küçük ve orta ölçekli işletmeler yerine, kurulması özendirilen dev işletmeler ve sözleşmeli tarım modeli ile üretim ve verimi artırmak olası olmamıştır. Tarımsal ürünlerde dışalım artmıştır. Buna bağlı olarak; 1980 yıllardan beri dışa bağımlı yeni-liberal politikalarla köylülüğün tasfiyesi ile açıkta kalan yaklaşık üç milyon dolayında insana, kentlerde iş yaratılamamıştır.
NE YAPMALI?
Desteklemeler,kooperatifleşmeyle birlikte küçük ve orta ölçekli işletmelere yapılsın.
Türkiye’de, küçük ve orta ölçekli işletmeler, tarımsal işletmelerin hala büyük bir çoğunluğunu oluşturuyorlar. Aslında bu durum yurdumuz için şanstır. Çünkü dev işletmelerde yapılan endüstriyel tarımda ortaya çıkan olumsuzluklara karşı en uygun model, genellikle küçük ve orta ölçekli çiftçi/köylü modelidir. Bu işletmelerde toplam etmen verimliliğin, büyük işletmelerden daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bu nedenle desteklemelerin ,kooperatifleşmeyle birlikte küçük ve orta ölçekli işletmelere yapılmasında yarar vardır
Tarımsal nüfusu istihdam ettikleri için toplumsal yanı olan bu işletmeler, tarımsal kooperatiflerde örgütlenmek zorunda. Tarımsal Kooperatifler, üretim için girdi ve ara malları sağlama ile ürünlerin işlenmesi(ortak makine parkları, kaba ve yoğun yem üretimi, ortak sağım hane, soğuk zincirin sağlanması) ve pazarlaması yanında kolektif üretim yapan kooperatifler şeklinde olabilir.
Toprak Reformu gerçekleştirilsin
Türkiye’de, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi başta olmak üzere çiftçilik yapmak isteyen topraksız ya da az topraklı çiftçilerin toprak reformu aracılığı ile yeterince topraklandırılması zorunludur. Toprak reformu, değişik etmenlere (toprağın kalitesi, ürün çeşidi, pazarın yapısı gibi) bağlı olarak, aile temelinden kolektif mülkiyete dek uzanan farklı yapılar altında örgütlenebilir
Tarımsal Ar-Ge ve Eğitimi Yeniden Düzenlensin
Tarımsal Ar-Ge etkinlikleri ve eğitim, genellikle endüstriyel tarım ve büyük tarımsal işletmelerin gereksinimlerine göre şekillendirilmiştir. Bu durum, ülkemizde de girdiler temelinde dışa bağımlılığı besleyen önemli bir etmen olmuştur. Bütün bu olumsuzluklar dikkate alınarak, küçük ve orta ölçekli işletmeler için düşük endüstriyel girdiye dayalı sürdürülebilir tarım, organik tarım ve perma kültür tarımın gereksinimlerine uygun Ar-Ge etkinlikleri ve eğitim hizmetleri düzenlenmelidir.
Gıda Egemenliği Sağlansın
Türkiye’nin gıda egemenliği, ulusal gıda pazarının adil olmayan dış ticaretten korunması, çiftçilerin genetik, toprak ve su gibi kaynaklar üzerinde haklarının tekelci şirketlere karşı korunması gibi önlemlerle sağlanmalıdır. Bunun sağlanması da, ekonominin diğer dallarında olduğu gibi kamunun denetimiyle olasıdır. Bu bağlamda uluslararası finans kuruluşlarının müdahalesi önlenmeli, iç pazara sermaye giriş ve çıkışları denetlenmelidir.
Merkez Ülkelerin Denetimindeki Finans Örgütlerine Karşı Tavır Geliştirilsin
Türkiye’de tarım piyasası ve politikaları, Dünya Bankası, IMF, Dünya Ticaret Örgütü gibi finans örgütleri aracılığıyla, ABD/AB gibi merkez ülkelerin denetimindedir. Bu ülkelerin denetimine karşı önlemler geliştirilme yaşamsal bir zorunluluktur. Diğer yandan, işlenmemiş ya da işlenmiş tarım ürünlerine konacak gümrük fonlarının iç pazarı koruyacak şeklinde düzenlenmesi gerekmektedir.
Bölgesel Anlaşmalar Yapılsın
Türkiye’nin merkez ülkeler ve onların denetimindeki örgütler yerine, en azından onlar yanında benzer sorunları paylaşan çevre ülkeleri ve komşuları ile sosyal, siyasal ve ekonomik anlaşmalar yapması yararlı bir seçenek olarak düşünülmelidir. Bu bağlamda, Türkiye tarımsal Ar-Ge, eğitim ve tarım ürünleri ticareti temelinde de anlaşmalar yapmalıdır.
Tarım yasalarının tekrar düzenlensin
Tarımla ilgili yasaların tekrar ele alınması zorunludur. Tam bir karmaşa vardır. Örneğin köylülerin örgütlendirilmesiyle bağlantılı yasa ve yönetmeliklerde görev alanları çatıştırılmış ve sıksık değiştirilmektedir. Bu da çiftçilerin güçlenerek tarım politikalarını yönlendirmesini olumsuz etkilemektedir.
ÖZET ve BİR ÖNERİ
Tarımda ortaya çıkan olumsuz ortamın ortaya çıkmasında, tarımla ilgili etkinlik gösteren örgütlerin de önemli sorumlulukları olmuştur. Bunu görmezlikten gelemeyiz. Çok sayıda, ancak güçsüz örgütleri var,bir araya gelerek ortak mücadelede de yetersizlikleri söz konusu. Tarım politikalarına katkı koyamıyorlar ve politikayı yönlendiremiyorlar.Kısaca güçlü ve ses getiren örgütleri yeterince yok. Bu nedenle birlikleri, kooperatifleri, meslek odalarını, dernekleri bir araya getirecek bir üst çatıya gereksinme var. Bu çatı örgütünün adı “TARIM ve ÇİFTÇİ ÖRGÜTLERİ GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU “olabilir
7 Ekim 2011
Mustafa Kaymakçı Diğer Yazıları
TORBALI TOHUM VE TARIM ŞENLİĞİ ÜZERİNE
TÜRK MUCİZESİ ve TARIM / Prof.Dr. Mustafa Kaymakçı
Geri Dön |