KÖY - KOOP
 

MISIR BALONU TÜRKİYE TURUNA ÇIKTI
 

 

GDO‘lara dikkat çekmek için, genetiği değiştirilmiş mısır tohumunu simgeleyen 1,5x6 metre boyutunda mısır balonunun turuna, Türkiye’nin tarım potansiyeli yüksek olan Bursa ilinde, ve özellikle de GDO’ları tamamıyla red eden Organik Tarım sistemi ile üretim yapan ve bu ürünleri halkla buluşturmaya çalışılan Bursa’nın Organik Ürün Pazarında olan Nilüfer Organik Ürün Pazarında başlatıldı. Kampanya için yapılan basın açıklamasında canlı yaşamında gereksinim duyulan birincil maddenin gıda, gıda için gereksinim duyulan birincil üretim alanının tarım, tarım için gereksinim duyulan öğelerin ise toprak, su ve tohum olduğu, toprak, su ve tohumdan bir tanesi eksik ise gıdanın olmayacağı, gıda olmaz ise canlıların da olmayacağı vurgulandı. 10-11 Mayıs 2008 tarihlerinde düzenlenecek Gıda Egemenliği ve Biyogüvenlik Forumunda tohumun ve gıdanın hakça paylaşılması, gıdanın demokratikleştirilmesi ve halkın gıda üzerinde egemenlik hakkını nasıl kurabileceği tartışılacak. Uluslararası bir katılımla gerçekleşecek çalışmanın ikinci gününde de tohum hakkı, halk sağlığı, gıda egemenliği ve biyogüvenlik konularında atölye çalışmaları yapılacak.

NEDEN ULUSAL BİYOGÜVENLİK YASASI?
GDO’ye Hayır Platformu

Türkiye tarımı üzerine baskılar ve tarımı yok etme girişimleri hızla sürmektedir. Kamu, tarımdan çekilmekte, küçük çiftçi tarımdan koparılmakta ve tohumundan suyuna, toprağından tarımsal ürünlerine kadar herşey özel sektöre, uluslararası sermayeye, ulusal ve uluslararası tohum, tarım ve gıda tekellerine terk edilmekte, hatta pazarlanmaktadır. Yaşam için gıda, gıda için tarım, tarım için ise gereksinim duyulan öğeler toprak, su ve tohumdur. Toprak, su ve tohumdan bir tanesi eksik ise gıda olmaz, gıda yoksa yaşam bitmiş demektir. Geçtiğimiz yıl büyük bir hız ile çıkarılan Tohumculuk Yasası bu ülkenin tarımı ve gıda egemenliğine büyük bir darbe indirmiştir. İçinde uluslar arası tohum devlerinin de bulunduğu tohum endüstrisi tarafından hazırlanan, tohum ve diğer bitki materyallerinin üretiminden pazarlanmasına kadar ki tüm aşamalarını birlikler aracılığı ile şirketlerin sevk ve idaresine sunan bu yasanın iptali için Anayasa mahkemesine başvurulmuştur. Yerel tohumlarımızı ve biyolojik çeşitliliğimizi koruyabilmek, eşit ve adil paylaşımlı güvenli gıdaya ulaşabilmek, gıda egemenliğimizi koruyabilmek için Ulusal Biyogüvenlik Yasası’na ihtiyacımız vardır. Böyle bir yasa taslağı, çeşitli hükümetler döneminde hazırlanmış, 1998 yılından 2008 yılına kadar, yani tam 10 sene Ulusal Biyogüvenlik Komitesi toplantıları yapılmıştır. Bu zaman zarfında GDO’ların serbest dolaşımını düzenleyecek Biyogüvenlik Yasası’nın çıkartılması sürüncemede bırakıldığı gibi; yasa taslağı, toplumun mağdur olacak kesimlerini muhatap alınarak da hazırlanmamıştır. Dünyada 100 milyon hektardan fazla bir alanda genetiği değiştirilmiş ürünler yetiştirilmekte. Bu ürünlerin yüzde 99‘u mısır, soya, pamuk, kanola. En büyük üreticiler ABD, Arjantin, Kanada ve Çin. Türkiye özellikle mısır ve soyada ithalatçı bir ülke. Türkiye‘ye mısır ABD ve Arjantin üzerinden geliyor. Bu mısırların tümü genetiği değiştirilmiş mısır. Bu ürünlerin insan sağlığı açısından risk içermekte, AB‘de içeriğinde binde 8‘den fazla genetiği değiştirilmiş ürün bulunan işlenmiş ürünlerin etiketli olarak, Türkiye‘de ise serbestçe satılmaktadır. Bunlar 800‘ün üzerinde çeşitle tüketici sofrasına ulaşıyor. Bütün bunları halktan, tüketiciden, bilimden yana düzenleyen Ulusal Biyogüvenlik Yasası‘na derhal ihtiyaç duyulmaktadır. GDO'lu ürünlerin ülkemize serbest giriş ve dolaşımları, çıkarılacak Ulusal Biyogüvenlik Kanunu ile kontrol edilebilecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KÖY-KOOP MERKEZ BİRLİĞİ PARİS CAD. NO: 24/1 KAVAKLIDERE ANKARA TEL: (0312) 419 63 95 - 96 FAX: (0312) 419 63 96

HrseeM