GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMA NEDİR?
Kimi yöntemlerle, kendi
türü dışında bir türden gen aktarılarak belirli özellikleri
değiştirilmiş bitki, hayvan ya da organizmalara “Genetiği
Değiştirilmiş Organizmalar” ya da ”Transgenik Ürünler” diyoruz.
Çok daha kabaca anlatırsak, hastalıklara karşı dayanıklı
olsun diye, örneğin pamuğa böcek öldürücü bir genin eklenmesi
ya da balık geninin domatese aktarılması ile yaratılan organizmalara
bu ad veriliyor.
GDO’lu ürünlere dayalı
tarım, ağırlıklı olarak ABD, Kanada, Arjantin ve Çin’de yapılıyor.
Bu ürünlerin başında, mısır, soya, buğday, pamuk, domates, pirinç
ve kimi balık türleri geliyor.
GDO’lu tarımın, açlığa
çare olsun diye gündeme sokulduğu söyleniyor. Ancak GDO’lu tohumları
üretenlerin çokuluslu tarım şirketleri olduğu biliniyor. Bunların
büyük çıkarları söz konusu. Denetledikleri hükümetleri de arkalarına
almışlar. GDO’lu tarım yapmayan ve tohumları kullanmak istemeyen
ülkeleri de zorluyorlar.
GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR, RÜYA MI, KABUS MU?
GDO’lu ürünler konusunda
bir bilgi kirliliği var. GDO’lu tarımı savunanlar, verimliliğin
arttığını, ilaç kullanımının azaldığını ve ürünlerinin insan
ve hayvan sağlığına zarar vermediğini belirtiyorlar. Ancak bunlar
doğru mu? Bilimi namusuyla yapanlar ise bunun aksini söylüyorlar.
GDO Verimliliği Artırmıyor.
GDO’lu tarımı önerenler
verim artışını öne çıkarıyorlar. Ancak kimi araştırıcılar, bunun
doğru olmadığını kanıtlamışlar. Örneğin ABD’de GDO’lu soyada,
verimliliğin yüzde 5-9 oranında daha düşük olduğu görülmüş. Avustralya’da
kanolada bu oran yüzde 17 daha az bulunmuş. Uzağa gitmeye gerek
yok. ABD’de GDO’lu pamuk verimi 933 kg/ha, Türkiye’de ise genetiği
değiştirilmemiş tohumlarla yapılan pamuk üretiminde verim 1334
kg/ha.
GDO’lu Tarımda İlaç Kullanımı Azalmıyor.
İddianın aksine GDO’lu
tarımla ilaç gereksinmesi azalmamış. Örneğin tarım arazisinin
büyük bir çoğunluğunda GDO’lu tarım yapan Arjantin’de yabancı
ot ilacı kullanımı 14 kat artmış. ABD’de de ilaç kullanımı artarken,
tohum ve ilaç fiyatlarında da fırlama olmuş. Söz gelişi tohum
fiyatı yüzde 50, ilaç fiyatı yüzde 134 artmış.
GDO’lu ürünler insan
sağlığına
zarar veriyor.
GDO’lu ürünlerin insan
sağlığına zararlı olduğu biliniyor. Örneğin bağışıklık sistemini
çökertiyor, alerjik reaksiyonlara neden oluyor, toksik etki yapıyor,
doğum anomalilerinin ve kısırlığın ortaya çıkmasına ortam yaratıyor.
GDO’nun zararları bu kadarla kalmıyor. En önemli gördüklerimi
sıralamaya çalıştım. Ancak diğerleri de yabana atılır gibi değil.
GDO’lar doğanın dengesini bozuyor, yararlı canlıları öldürdüğü
gibi biyoçeşitliliğe zarar veriyor, toprağı ve suyu kirletiyor,
tarımda istihdamı azaltıyor ve dışa, daha doğrusu çokuluslu şirketlere
bağımlılık yaratıyor.
GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR YÖNETMELİĞİ NE GETİRİYOR?
Yönetmelikte, gıda
ve yemlerin ithaline, ihracına, üretimine ve dağıtımına izin
veriliyor. Örneğin yönetmeliğin 5. maddesinin bütün bentlerinde
bununla ilgili konular açık bir şekilde belirtilmiş. Ancak, ”Dostlar
alışverişte görsün” diye, bir başka deyişle GDO’lu
ürünlerin kullanımına
denetim getirilecek diye kimi bentlerinde kısıtlar var. Söz gelişi,
yine 5.inci madenin 7.inci bendinde ”Gıda veya yemin % 0.5 den
daha fazla izin verilmeyen GDO içermesi halinde ithaline, işlenmesine,
nakline, dağıtımına ve satışına izin verilmez.” denilmiş. Bütün
bunlara karşılık kimi
bilimciler(!) ise bu yönetmeliğin “GDO’lu ürünlere kapıyı açmadığını”
nasıl söyleyebiliyorlar, anlamak mümkün değil.
(Bakınız; GDO lu ürün
in mi, cin mi, yoksa değil mi? Gila
Benmayor, Hürriyet
Gazetesi, 2 Kasım 2009)
Şimdi sormak gerekiyor;
Aslında Türkiye’ye
1998 den beri her yıl milyonlarca
ton mısır ve soya
gelmiyor muydu?
Yoksa bunların
ithaline bilerek
mi göz yumuldu?
Acaba laboratuarlar
neden donanımsız
bırakıldı?
Neredeyse
10 yıldan beri denetimsiz olarak Türkiye’ ye giren GDO’lu tohumları
tespit edemeyen Tarım Bakanlığı yukarıda belirtilen sınırlamaları
nasıl gerçekleştirecek?
Sözün kısası; Bu yönetmelik, GDO’lu ürünlerin
ülkeye girmesinin yasal dayanağı olacak. Yetkililer bunu
açık bir şekilde söylemeliler.
Yönetmelikte son
bir tespit yapalım, görmeyen gözler belki açılabilir
ve demokratik bir yarışmaya örnek olarak verilebilir(!) ”GDO’suz
ürünlerin etiketinde ürünün GDO’suz olduğuna dair ifadeler
bulunamaz”(Madde 5,bent 8).
02.11.2009
Geri Dön |