Tarım sektöründe
2009'un genel
değerlendirmesi
ile beraber 2010
vizyonunu da
aktaran Eker;
tarımın merkezinde
insan olduğunu
ve bu sektörü
biyoloji, ekoloji
ve ekonominin
kesişimi olarak
gördüklerini
vurguladı. Eker‚ "Türkiye'de
tarım sektöründe
5 milyonun üstünde
çalışan var ve
çalışan her 100
kişinin 26'sı
tarım sektöründe
istihdam ediliyor" dedi.
Tarımı biyoloji, ekoloji ve ekonominin kesişimi olarak gördüklerini belirten
Eker, biyolojik bir faaliyet sürdürürken ekolojiyi gözetmek gerektiğini ifade
etti. Bu pazar içerisinde yapılan üretimin aynı zamanda iktisadi bir faaliyet
olduğunu belirten Eker; tarımın ekseninde insan olduğunu ve bu sektördeki tüm
faaliyetlerin insan için, insanın refahı, sağlıklı beslenmesi ve gelişimi için
olduğunu vurgulayarak en geniş anlamda ekonomiyi kapsadığını kaydetti.
Eker sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Ülkemizde 5 milyonun
üstünde bir nüfus tarımla uğraşıyor. Çalışan her 100 kişinin
26'sı bu sektörde istihdam ediliyor. Böylesine önemli bir sektörde
mutlaka verimliliği artırmamız gerekiyor. Verimlilik prensibine
göre, rakiplerin olduğunu da bilmek gerek. Hem ülke bazında
uzak pazarlarda rakipler bulunmakta, hem de mikro ölçekte aynı
sektörde çalışan yüzlerce, binlerce firma arasında rekabet
yaşanmaktadır. Tarım, kredi ve finansmanın kaçınılmaz olduğu
ekonomik bir faaliyettir. Burada tarımla ilgili kavramsal bir
çerçeve çizerek, ortaya farklı bir bakış açısı koymak istiyorum.
Tarım aynı zamanda iktisadi bir faaliyet olduğu için, stratejik
bir bakış açısı ile değerlendirme yapmamız gerekiyor. Bu bakış
açısı ile de yapısal sorunları ve yasal düzenlemeleri değerlendirmemiz
şart. Rekabet gücümüzü önemli ölçüde azaltan en büyük etken,
ölçek ekonomisine ulaşamamış olmamızdır."
- Tarım Çerçeve Kanunu'na kavuştuk
Tarım sektöründe son yıllarda yaşanan gelişmeleri aktaran
Eker, son yedi sene boyunca hiçbir dönemde olmadığı kadar yasal
düzenleme yapıldığını belirtti. Tarımla ilgili 12 temel kanun
çıkardıklarını ifade eden Eker; Türkiye'nin ilk defa "Tarım
Çerçeve Kanunu"na kavuştuğunu; en son sel, dolu, don gibi
üreticiyi ansızın yakalayan doğa olaylarını sigorta kapsamına
aldıklarını ve yüzde 50 oranında hibe ile desteklediklerini
söyledi.
Eker, tarımda yapılan
çalışmalarla ilgili noktaları şu sözlerle açıkladı: "Tarımda
kredi kullanımı kuşkusuz çok önemli. Bir milyonun üstünde çiftçimiz
Bakanlığımız tarafından sağlanan kredilerden istifade ediyor.
7-8 milyar TL'ye ulaşan bir kredi kullanımı gerçekleşti. Kuşkusuz,
bu kredi kullanımı ile ilgili şikâyetler oluyor; ama bizim
bankalara gönderdiğimiz, ne yazılı ne de sözlü olarak, şehirde
apartman dairesi tapusu veya 2 memur kefil gerekliliği gibi
bir talimat yok. Eskiden, ödenen kredilerin en iyi ihtimalle
yarı yarıya geri dönüşü sağlanıyordu. Şimdi ise vermiş olduğumuz
kredilerin yüzde 97'sinin geri dönüşü oluyor. Türk çiftçisi
hem Ziraat Bankası'ndan hem de Tarım Kredi Kooperatifleri'nden
aldığı kredilerin yüzde 97'sini geri ödüyor. Bizim kredi konusundaki
yaklaşımımız, kredi kullanımını hem rahatlattı, hem de genişletti.
Kredi faiz oranları yüzde 13'e düştü. Ayrıca, Tarım Bakanlığı'nın
Kredi Faiz Sübvansiyonu uygulaması ile, kredilerin yüzde 90'a
yakın kısmı, sübvansiyonlu faiz kategorisine girdi. Örneğin,
damla sulama için verdiğimiz krediler sıfır faizli. Bu çerçevede,
Ziraat Bankası'ndan 850 milyon TL kredi kullandırdık. Bu sayede,
202 milyon dönüm arazide damla sulamaya geçildi. Hayvancılık
alanında kredi faiz oranı ise yüzde 5 seviyesinde. Bütün bunlarla
beraber, bizim rekabet gücümüzü önleyen en önemli faktör "ölçek
ekonomisi"dir. Ölçek ekonomisine ulaşamamış olmamız, verimliliği
olumsuz etkilemektedir. Türkiye'deki 3 milyon 100 bin tarım
işletmesinin ortalama büyüklüğü 6 hektar ve bu 6 hektarlık
alan 6-7 parçaya ayrılmış durumda. Böyle bir ortamda mekanizasyon
gerçekleştirmek mümkün değildir. Ölçek ekonomisine ulaşamadığımız
için birim maliyetler de yükselmektedir. Avrupa'da AB-27 ülkesinin
tamamında ortalama büyüklük 17,5 hektar, yani 175 dönüm, ABD'de
ise yüzlerce hektar. Bizim bir kere bunu çözmemiz lazım. Bununla
ilgili çalışmalar yapılıyor."
- Tarımda en büyük sekizinci ekonomiyiz
Tarım alanında Güneydoğu Anadolu Projesi, Doğu Anadolu Projesi
ve TAREV Projeleri ile ilgili gelişmeleri de aktaran Eker,
tarımsal yatırımcılara Bakanlık bünyesinde rehberlik ve danışmanlık
hizmetinin de başlatıldığını vurguladı.
Türkiye'nin dünyanın
en büyük 16. ekonomisi olduğunu belirten Eker; tarımda ise
en büyük sekizinci ekonomi olduğumuzu vurguladı. Stratejik
yaklaşımla, Türkiye'nin biyoçeşitliliğini, ekolojik zenginliğini
iktisadi zenginliğe çevireceklerini belirten Eker; üç senedir
yapmış oldukları Türkiye'nin Tarımsal Üretim Havzalarını Destekleme
Projesi'ne de değindi.
Üç senedir yapmış
oldukları çalışmayla Türkiye'de hangi bölgede, hangi ilde,
hangi ilçede hangi üründen ne kadar verim alınabileceğini vurgulayan
Bakan Eker; Türkiye'nin Tarım Envanteri'ni çıkardıklarını ve
artık çok daha etkili bir şekilde Üretim Planlaması yapacaklarını
vurguladı.
- Tarım ve Gıda Bakanlığı kuruyoruz
Bakan Eker, sözlerine şu şekilde devam etti: "Tarım alanında
ilk defa yıllardır yapılamamış bir şey yapıyoruz. Tarımda bürokratik
zinciri kısaltıyoruz. Bakanlık çerçevesinde inisiyatif kullanabilen,
seri kararlar alan bir mekanizma oluşturuyoruz. Yeni mekanizma
ile Su Ürünleri, Gıda, Hayvancılık ve Bitkisel Üretim Genel
Müdürlükleri'nin kurulması ile ilgili çalışmalar yapıyoruz.
Bana bir evrak gelene kadar 8 paraftan geçiyor. Birinci kişinin
yaptığı hata hiç değişmeden aynen bana geliyor. Demek ki aradaki
birimler çok da etkin değil. Türkiye'de olmamış bir şeyi Tarım
Bakanlığı olarak biz gerçekleştiriyoruz."
Tarım sektörünün
çok geniş bir alan olduğunu vurgulayan Eker; ziraatten hayvancılığa
pek çok alanda insanın etken olduğu bir sektörde işin sosyolojik
boyutunun da olduğunu vurgulayarak, bakanlık bünyesinde 81
ilde birer tane sosyolog; köy sosyoloğu görevlendireceklerini
de açıkladı. Eker, "Kırsal Kesim Sosyoloğu" adını
verdiği sosyologlar sayesinde konusu insan olan bir sektörde
daha verimli bir üretim yapılabileceğini kaydetti.
- Tarımın finansörleri tarımı konuştu
Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, geçen yıl sonu
itibariyle bankanın toplam kredi hacminin 36 milyar liraya
ulaştığını, bu yıl için de yüzde 15 artış öngördüklerini bildirdi.
Active Akademi tarafından
düzenlenen "Tarım Zirvesi"nin, öğleden sonra gerçekleştirilen "Tarımın
Finanşörleri" başlıklı oturumunda konuşan Çağlar, tarım
kredilerinde de geçen yıl sonu itibariyle 7,7 milyar liraya
ulaştıklarını, bu yıl 9 milyar liraya çıkmayı hedeflediklerini
açıkladı.
Tarım sektörüne yönelik
146 yıldır kredi kullandırdıklarını, 2003 yılında, kredi portföyünün "yüzde
25'inin tarım, yüzde 50'sinin bireysel, yüzde 25'inin de ticari" olması
yönünde bir strateji belirlediklerini hatırlatan Çağlar, halen
bu stratejiyi sürdürdüklerini kaydetti. Diğer bankaların da
tarımın finansmanına girmesini, rekabet yaratması açısından "körükleyici
ve sevindirici" bulduklarını ifade eden Çağlar, diğer
bankaların tarım desteklerine ve sübvansiyonlu kredilere de
aracılık etmesinden memnuniyet duyacaklarını, ancak bu konuda
siyasi iradenin karar vermesi gerektiğini söyledi.
İşletmelerin "ölçek ekonomisi" boyutunda olmaması,
çok küçük olmasının, tarımsal kredilerin kullandırımında önemli
sorun oluşturduğuna işaret eden Çağlar, halen, Ziraat Bankası'nın
tarımsal kredi kullandırdığı işletmelerin yüzde 89'unun 100
bin liranın altında kredi kullandığına dikkati çekerek, işletmelerin
büyütülmesi, kooperatifleşmenin özendirilmesi için "Her
Köy Bir Çiftçilik" ve "Küçük İşletme
Kalmasın" projeleri uyguladıklarını, ayrıca, küçük ve
orta boy tarımsal işletmeler ile kurumsal işletmelere yönelik "TOBİ" şubeleri
devreye soktuklarını anlattı.
Önceden sadece tarımsal
girdilerin finansmanı için kredi kullandırılırken, artık tohumun
atılmasından ürünün pazarlanmasına kadar her aşama için kredi
kullandırıldığını anlatan Çağlar, 2002'de toplam tarımsal kredilerin
yüzde 5'i yatırım yüzde 30'u işletme kredisi iken, artık, yüzde
70 yatırım, yüzde 30 işletme kredisi hedeflediklerini açıkladı.
Geçen yıl sonu itibariyle
7,7 milyar liralık tarımsal kredi kullandırdıklarını, haftada
155 milyon lira kredi verdiklerini belirten Çağlar, şunları:
"2002'de tarımda kullandırılan kredilerin yüzde 62'si geri dönmezken;
şimdi bu oran yüzde 2,4'e düştü. Sektör ortalaması olan yüzde 5,4'ün de altında.
Bu, dikkatli kredi kullandırmanın sonucu. 30 yıl sonra ilk kez tarım sektörüne
tek haneli faizle kredi kullandırıyoruz. Kredilerde vade 2 yılı ödemesiz 7
yıla çıktı. Bu yıl sonu itibariyle tarımsal kredi hacminde 9 milyar lirayı
hedefliyoruz. Geçen yıl tarım kredilerinin sübvansiyonu için 445 milyon lira
bütçe ödeneği konulurken, bu yıl bir miktar 530 milyon liraya çıktı."
- "Finansal enstrümanların hepsi kötü değil"
Çiftçilerin "Kredi Garanti Fonu" ve tarımsal sigorta
konusunda bilinçlendirilmesinin önemine işaret eden Çağlar,
AB'den gelecek 3 yılda tarım için sağlanacak 1,3 milyar dolarlık
kaynağın kullanımı açısından finans sektörüne, özellikle çiftçinin
eğitimi konusunda önemli rol düştüğünü söyledi.
Tarım sektöründe
de yeni finansman yöntemleri ve yeni finansman kuruluşları
da gerektiğini belirten Ziraat Bankası Genel Müdürü Çağlar,
şöyle konuştu:
"Ekonomik kriz nedeniyle sorun olarak görülen pek çok finansman aracının
aslında birçok iyi yönü var. Almanya'da 1,2 trilyon kaynağa karşın finansman
boyutu 7,5 trilyon avro düzeyinde. Aradaki fark, bu tür finansman araçları
sayesinde karşılandı. Bütün finansman enstrümanları kötü değil. Finansman enstrümanlarının
iyi yönleri değerlendirilerek, lisanslı depoculuk, ürünlerin menkul kıymetleştirilmesi
gibi, tarım sektörü yeni finansman enstrümanları ile tanıştırılmalı. Sigorta
bilinci geliştirilmeli."
DenizBank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, toplantıda
yaptığı konuşmada, geçen yıl sonu itibariyle tarımsal kredilerde
1,5 milyar liraya ulaştıklarını, toplam tarımsal kredilerde
bankanın payının yüzde 10 olduğunu, 260 bin çiftçiyle de "çiftçi
kartı" yoluyla hizmet götürdüklerini söyledi.
Türkiye'de halen
3 milyon çiftçinin 1 milyonunun banka ile tanışıklığının bulunmadığına,
toplam krediler içinde tarımsal kredilerin payının yüzde 3,6
olduğuna işaret eden Ateş, işletmelerin küçüklüğünün, çiftçilerin
kredi kullanmasını da önlediğini kaydetti. ABD'de tarım sektörüne
30 yıl vadeli kredi kredi kullandırılırken, Türkiye'de daha
konut kredilerinde bile bu vadeye çıkılamadığını hatırlatan
Ateş, banka olarak tarıma özel önem verdiklerini, 450 şubenin
215'inde tarım sektörüne hizmet sunulduğunu ve 200 ziraat mühendisi
çalıştırdıklarını anlattı.
Bu yılki hedefleri
hakkında da bilgi veren Ateş, halen çiftçilerin 8'de 1'ine
ulaştıklarını, bu yıl bu oranı 4'te 1'e çıkarmayı, 500 bin
çiftçiye ulaşmayı hedeflediklerini açıklarken, halen kredi
portföyünün yüzde 9'unu tarıma ayırdıklarını, diğer kredilerde
yüzde 20-25 büyüme öngörürken, tarım kredilerinde daha fazla
büyüme öngördüklerini ve 2 milyar liraya ulaşmayı planladıklarını
bildirdi.
Eximbank'ın ihracat
kredilerini özel bankalar aracılığıyla kullandırdığını hatırlatan
Ateş, ayrıca tarım desteklerine ve sübvansiyonlu kredilere
de özel bankaların aracılık etmesinin sağlanmasını, tarım sektörünün
yapısı nedeniyle, BDDK'nın, bu sektöre yönelik kredilerde ve
kredi takibinde belli esneklikler sağlanmasını istediklerini
söyledi.
Ateş, BDDK tarafından
yeni düzenleme yapılması istenilen "çiftçi kartları" ile
çok sayıda çiftçiyi bankacılık sektörü ile tanıştırdıklarını
kaydetti.
- "Tarım kredilerinde risk paylaşılmalı"
Şekerbank Genel Müdürü Meriç Uluşahin de çiftçilerin, ABD"de
yüzde 18'inin, Almanya'da yüzde 20'sinin, Hollanda'da yüzde
22'sinin dış finansman kullandığını, ancak Türkiye'de bu oranın
yüzde 6'da kaldığını belirtirken, "Çiftçilerin dış finansmana
çok ihtiyacı var. Bunun için ortak strateji gerekli" dedi.
Hollanda'da tarımsal
kredilere yönelik Tarım Garanti Fonu" bulunduğunu, sektöre
yönelik kredilerdeki riskin devlet ve bankalar arasında paylaştırıldığını
anlatan Uluşahin, Türkiye'de de bu uygulamaların teşvik edilmesini
önerdi.
Banka olarak "Anadolu"ya ağırlık verdiklerini, tarım
kredilerinde, İstanbul hariç, Anadolu'da en fazla kredi kullandıran
banka olduklarını ifade eden Meriç Uluşahin, "Kaynaklarımızın
yüzde 7'sini tarıma ayırdık. Son 2 yılda, yurt dışından sağladığımız
100 milyon avro kaynağın tarım sektöründe kullanılmasına sağladık.
Tarıma yönelik uzun vadeli kredilerin verilmesi açısından yurt
dışı kaynaklar çok önemli. Bundan sonra da bu konuda aktif
olacağız. Ayrıca, teminatlandırmada, yörelere ve ürünlere yönelik
farklılaştırma yapacağız. Mobil üniteler ve çiftçi kulüpleri
ile daha fazla çiftçiye ulaşmayı öngörüyoruz" dedi.
Doğru ödeme planı
yapılırsa tarımsal kredilerde geri dönmeme oranının daha düşük
olduğuna işaret eden Uluşahin, sektörün şartları nedeniyle,
krediler konusunda sektöre yönelik özel düzenleme yapılabileceğini
kaydetti, ayrıca, sektöre yönelik teşvikler ve sübvansiyonlu
kredilere özel bankaların da aracılık edebileceğini söyledi.
3 milyar lira kredi hedefi
Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürü Bedrettin
Yıldırım, ABD'de 90 milyar dolar, AB'de 60 milyar avro olan
tarım sektörüne yönelik destek bütçesinin Türkiye'de yetersiz
olduğunu, ABD'de 15 bin dolar, AB'de 2500 dolar olan çiftçi
başına desteğin ise Türkiye'de 189 dolarda kaldığını kaydetti.
Tarım kredi kooperatiflerinin 1850 noktada 1,5 milyon çiftçiye
ulaştığını, 2003-2009 döneminde 9,3 milyar lira tutarında kredi
kullandırdığını, bunun yüzde 80'inin özkaynak olduğunu anlatan
Yıldırım, artık ortakların ürünlerinin değerlendirilmesine
de önem verdiklerini, bu amaçla büyük perakende mağazalar zincirleri
ile de görüştüklerini açıkladı.
Yıldırım, 2009 yılı
itibarıyla 2,5 milyar lira olan kredi hacmini, 2010 yılında
3 milyar liraya çıkarmayı öngördüklerini ve çiftçilerin her
türlü girdi ihtiyacını karşılamayı hedeflediklerini bildirdi.
Geri Dön
|