Bu kooperatif üyelerinin milli iradelerine ve seçme haklarına müdahaledir. Muhakkak yargının kesin hükmüyle bu varit olmalı. Aksi halde kooperatifçilik büyük yara alır. Telafisi mümkün olmayan neticeler doğurur. Zaten 1163 sayılı yasanın 90’ıncı maddesindeki değişikliler anayasaya da aykırıdır. Aynı zamanda bu evrensel kooperatifçilik ilkelerine de terstir” dedi.
KÖY-KOOP MERKEZ BİRLİĞİ BAŞKANI MEHMET ÖZKURNAZ, “1163 sayılı yasanın 90’ıncı maddesindeki yapılan değişiklikler Türk kooperatfçiliğini siyaset tarafından el konulmasının bir aracı olması endişesini taşıyoruz. Zaten Anayasamızda bulunan kooperatifçiliği korumakla ilgili maddeye de aykırıdır. Biz, Türkiye’deki birliğimize bağlı bütün kooperatiflerler birlikte bu yanlışlığın düzeltilerek tekrar gözden geçirilmesi için her türlü demokratik girişimde bulunacağız. Milli iradeye inancı olan ve anayasaya bağlılık yeminini unutmayan değerli milletvekilleri bu yasa karşısında en kısa sürede Anayasa Mahkemesine iptal için gideceğine inanıyoruz” dedi.
İZMİR ÇİFTÇİ ÖRGÜTLERİ GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU (ÇİFTÇİPLAT) DÖNEM SÖZCÜSÜ PROF. DR. MUSTAFA KAYMAKÇI, “Türkiye’nin tarımsal yapısına en uygun demokratik kalkınma modeli kooperatifçiliktir. Kırsaldaki bireysel üretimleri küreselleşen dünya karşısında ayakta tutacak ve verimliliği, kaliteyi sağlayacak kooperatifçilik son düzenlemelerle büyük yara alacaktrı. Türk insanının ve ekonomisinin lokomotifi olan çiftçilerimizin güçlerini birleştirdiği kooperatifçilik ülkede gerileyecektir. Muhakkak bu yanlıştan kısa sürede dönülmesi gerekir. Aksi halde, tarımın dünyada yükselen değer olduğu bir zamanda Türk milleti başka milletlerin üretimlerine muhtaç haline gelecektir” dedi.
Türkiye’de bütün bu olumsuzluklara rağmen başarılı olabilmiş, ayakları üzerinde kalabilmiş. İşte Trakya Birlik gibi, Pankobirlik gibi, sektörde önemli üretim ve pazar payına sahip olmayı becerebilmiş kooperatiflerinin yönetim kurullarının işleyişine ve kongreleriyle ilgili bir yasa değişikliği yaptıklarını belirten CHP Edirne Milletvekili Rasim Çakır, “Kooperatifler insanların bir araya gelerek üretim gücünü birleştirmelerinin yanında, demokrasinin de beşiğidir. Bir vatandaş, bir birey, demokrasiyi ilk önce kooperatifte görür, kooperatifte tadar, demokrasinin heyecanını kooperatif genel kurullarında yaşar. O kooperatif işleyişi, seçimleri, en tabanda, en kırsal kesimde yaşayan vatandaş için bir onur ve sevinç vesilesidir. Buralardan başlayan demokrasi bilinci yerel yönetimlere, yerel yönetimlerden de Ankara’ya genel yönetime kadar taşınır. Yani kooperatifler demokrasinin beşiğidir, demokrasinin en güzel yaşandığı veya yaşanabileceği yerlerdir. Fakat öyle bir önergeyle geçici madde ihdas ettiniz ki, bir kooperatifin yönetimiyle ilgili Bakanlık müfettiş gönderecek, müfettiş raporuna göre Sayın Bakan uygun görüyorsa görevden alacak, o yönetim istiyorsa mahkemeye müracaat edecek, hakkını arayacak ama dışarıda. Ve ilgili Bakan bir yıl sonra da kooperatifi veya birliği kongreye götürecek. Bunun adı demokrasi değil arkadaşlarım. Bu tamamen Türkiye’de başarısız kooperatiflerin, batmaya yüz tutmuş kooperatiflerin kurtarılması değil, tam tersine başarılı birkaç kooperatifi nasıl ele geçiririz, nasıl istediğimiz gibi yönetiriz anlayışını ortaya koymak” dedi.
Bu düzenlemenin bir bütün olarak ele alındığında da görevden alma gibi son derece ağır bir idari yaptırımın uygulanmasında hukuka aykırılık şartı aramak yoluyla sanki hukukun üstünlüğü gözetiliyormuş gibi bir izlenim yaratılmak istenmiş olabileceğini belirten Türkiye Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği Başkanı Ramazan Özkaya; “Ancak ‘açık hukuka aykırılığın’ idari makamlar tarafından tespitindeki imkansızlık ve yersizlik diğer belirsiz kavramlarla birleşince ortaya hukukun üstünlüğünden çok keyfi yönetimi çağrıştıran bir tablo çıkmaktadır. Bu hususla birlikte değerlendirildiğinde, demokratik yollarla seçilmiş ve göreve gelmiş organ ve kişilere karşı idareye budenli belirsiz koşullar çerçevesinde ağır bir yaptırım yetkisi tanımak hukuka açıkça aykırıdır” dedi.
22.06.2010
Geri Dön |