ANASAYFADUYURULARAYLIK BULTENARSIVPROJEULUSLARARASIILETISIM



.




TÜRKİYE'NİN TARIM POLİTİKALARI VE AB


Tarımın AB’nin 2013 Hedeflerine Uyumu

Önümüzdeki yıllar gerek Türkiye’nin tarım politikaları gerekse aktörleri için değişimin kaçınılmaz olduğunu gösterecek. Bir taraftan Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) küresel bazda tarım ticaretini bozucu desteklerin kaldırmasına yönelik yaptırımları, diğer taraftan AB’ye tarımda uyum sürecinde mevcut politikaların devamı durumunda Türkiye’nin rekabet gücü olmayan ürünlerde elini zayıflatacak. Her iki sürecin aynı anda yaşanacağı dikkate alındığında Türkiye’nin en büyük endişesi, mevcut durumda gümrük duvarı ile koruduğu, yüksek maliyetle ürettiği ürünlerde ithalatçı durumuna düşme tehlikesi.

Türkiye’nin DTÖ kararları çerçevesinde AB gibi gelişmiş ülkeler yerine menfaatleri için gelişmekte olan ülkelerle hareket etme mecburiyeti bu süreci daha da güçleştiriyor. Türkiye’nin gerekli önlemleri almaması durumunda özellikle hayvancılık, et ve süt gibi AB’nin rekabet üstünlüğü olan ürünlerde pazarını bu ülkelere kaptıracağı belirtiliyor. DTÖ Cenevre Kararları çerçevesinde de pazara girişte gümrük vergilerinin düşürülmesi ve tarife dışı engellerin sınırlandırılmasının hayvancılığın yanı sıra birçok ürüne de zarar verebileceği hesaplanıyor. Düşük tarifeler belirlenmesi durumunda Türkiye’nin yüksek koruma uyguladığı ve Türk çiftçisinin gelirleri açısından önemli yer tutan şeker pancarı, çay ve muzda üreticilerinin önemli zararlar görebileceği öngörülüyor.

Rekabet İçin Üretim
2004 Temmuz’unda alınan DTÖ Cenevre Kararları sonrası ve AB’den müzakere tarihi alınmasının ardından Türkiye’de tarım alanında köklü politika değişiklikleri yapılması gündeme geldi. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nda yapılan ilk değerlendirmelerde, her iki süreç için de Türkiye’nin sonuçta kotalar üzerinden pazarlıklar yapacağı dikkate alınarak, "hassas" olarak nitelendirilen ürünlerin üretim miktarlarının yükseltilmesi gerektiği tespit edildi. Özellikle hayvancılıkta Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak politikaların uygulanması yönünde görüşler öne çıktı.

Yeni politikaların çerçevesinin çizilmesiyle yıllardır kime, hangi ürüne, ne verileceği kestirilemeyen, popülizme dayanan desteklemelere de son verilmesinin önü açılmış oldu. Bu aşamada da Bakanlık üç ayrı stratejik belge hazırladı.

3 Stratejik Belge İlk belge 2006-2010 yıllarını kapsayan Tarım Stratejisi. Burada DTÖ’nün "Yeşil Kutu" destekleri olarak adlandırdığı tarım ürünleri üretim ve ticareti Üzerinde direkt etkisi olmayan destekler öne çıkarıldı. DTÖ bu desteklere bazı kriterler getirmekle birlikte dokunmuyor. Bunlar da; Genel Tarımsal Hizmet, Bölgesel ve Kırsal Kalkınma Destekleri, DGD ve Diğer Sosyal Destekler, Teknoloji ve Altyapı Destekleri, Hayvancılık Destekleri olarak adlandırılıyor. Stratejiyle yeşil kutu destekleri içinde yer alan DGD’nin payı yüzde 80’lerden yüzde 45’lere düşürülürken, bu destekler ABD ve Meksika’da olduğu gibi geniş bir ürün yelpazesine oturtularak sera, meyve ve sebze gibi dar alanlara farklı destekler verilmesi öngörüldü.

Zira dar alana verilen destekler tarımsal üretim ve pazarında bozucu etki yapan "Kırmızı Kutu" desteklerine giriyor. Prim desteklerinin payı ise yüzde 13’e çıkarıldı. Burada da prim desteğinin felsefesi cari üretimi desteklemek yerine, bir önceki yıl verim ve üretimlerini dikkate alarak üretimi hesaplama yoluyla prim verilmesi şeklinde değiştirildi. Bu durumda da mevcut halde Kırmızı Kutu’ya giren desteklerin ’Mavi Kutu’ olarak nitelendirilen ’Alan ve Miktar Sınırlamaları Nedeniyle Yapılan Ödemeler’ kapsamına girmesinin önü açıldı. Stratejide hayvancılık desteği yüzde 12 olarak öngörülürken, alternatif ürün, ÇATAK (Çevre amaçlı tarımsal alanların korunması), ürün sigortasına yüzde 5’şer, kırsal kalkınma desteklerinin ise yüzde 10 pay ayrıldı.

Hayvancılıkta Rekabet
Bakanlık Tarım Stratejisi’yle hayvancılığa verilecek destekleme miktarını önemli ölçüde artırırken, hayvansal üretimin özellikle AB ile rekabet edebilirliğini sağlamasına yönelik olarak; ikinci strateji belgesi olarak Türkiye’nin AB ile tarımda kota pazarlıklarının yoğunlaşacağı 2013 yılına yönelik "Hayvancılık Stratejisi" hazırladı. Pilot uygulaması Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde başlayacak ve daha sonra ülke çapına yaygınlaştırılacak proje ile 2005-2013 döneminde hayvancılık sektörüne belirli bir standart ve rekabet gücü kazandırılması öngörülüyor. Ayrıca strateji ile hayvancılığın tarım içindeki payı yüzde 25’den yüzde 38’e çıkarılarak, sektörün 2004 yılında yaratması beklenen 9.6 milyar dolarlık katma değerin 2013’te 16.4 milyar dolara çıkması hedefleniyor. Stratejinin hayata geçmesi durumunda 2013 yılında kilo başına piyasa fiyatı büyükbaşta 4.8 dolardan 4 dolara, küçükbaşta ise 5 dolardan 4 dolara düşecek. Toplam üretim değeri ise büyükbaşta 1.8 milyar dolardan 3.5 milyar dolara, küçükbaşta ise 1.1 milyar dolardan 2 milyar dolara yükselecek. Ayrıca kişi başına kırmızı et tüketimi yıllık 10 kilogramdan 16 kilograma çıkacak. Böylece hayvansal ürünlerde AB ile rekabet şansımız da artacak.

Stratejinin hayvan ıslahı, mera ve yem bitkilerinin geliştirilmesi, hayvan sağlığı, sektöre verilen kredilerin artırılması ile eğitim ve yayım olmak üzere 5 ayağı olacak. Et ve süt veriminin artırılmasına yönelik hayvan ıslahı çalışmaları içinde suni tohumlama ve embriyo transferine yoğunlaşılacak. Suni tohumlama özellikle doğu bölgelerinde yaygınlaştırılacak, batı bölgelerinde ise hizmetin kırsal alana taşınması sağlanacak. Hayvan varlığının üstün vasıflı ırk haline getirilmesi için yüzde 13 olan suni tohumlama oranı yüzde 60’a çıkarılacak.

Stratejinin diğer ayağında ise hayvancılıkta girdi maliyetleri aşağı çekilecek. Bu amaçla yem bitkisi ekim alanı 1.2 milyon hektar alandan 4.2 milyon hektar alana çıkarılacak, meralar ıslah edilecek. Bu kapsamda, yem bitkisi ekenlerin maliyetinin yüzde 30-40’ı desteklenecek. Bazı bölgelerde kaba yem üretimi selektif kredi kapsamına alınacak ve faizin yüzde 40’a varan oranı devlet tarafından karşılanacak ve mevcut durumda yılda 10 milyon tonluk verim 2013 de 25 milyon tona çıkacak. AB ülkelerinde dekar başına 560 kilogram ot alınan ancak Türkiye’de 80 kilogram ot alınabilen meralarda da ıslah çalışmalarına hız verilecek, dekar başına ot miktarı 200 kg’a çıkarılacak. Mevcut durumda sabit faizli işletme kredileri ve yatım ve işletme kredileri verilirken, stratejinin uygulamaya konulmasıyla damızlık işletmeleri, büyük ölçekli işletmeler, tarım havzalarındaki yatırımlar, yem bitkileri üretimi, sertifikalı tohum üretim ve kullanımı, Ar-Ge yatırımları ve organik tarım yatırımları yeni kredi alanları olacak.

Kırsal Kalkınma Stratejisi
Üçüncü ve son strateji ise AB destekleme politikalarında ve uyumda öne çıkan Kırsal Kalkınma Stratejisi. Bakanlık, "Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi" başlığı altında; "Kırsal Kalkınma ve Tarım için Gerekli Altyapının Geliştirilmesi", "Kırsal Ekonominin Geliştirilmesi", "İnsan Kaynaklarının ve Katılımcı Örgütlerin Geliştirilmesi", "Çevre ve Doğal Kaynakların Sürdürülebilir Yönetimi ile Kırsal Mirasın Korunması" olmak üzere 4 temel alanda 61 eyleminin uygulamaya konulmasını öngördü. Kırsal kalkınmaya yönelik olarak AB fonları, Doğrudan Gelir Desteği, prim ödemeleri, telafi edici ödemeler, hayvancılık destekleri, ürün sigortası, kırsal kalkınma destekleri, köy bazlı katılımcı yatırım projesi, kooperatif desteği, kırsal alanda sosyal destek projesi ile ÇATAK projesinin finansman kaynakları kırsal kalkınma için kanalize edilecek.

Yeni stratejinin hazırlanmasında ise Ön Ulusal Kalkınma Planı, AB’nin Kırsal Kalkınma Direktifleri ile Birlik üyesi Macaristan, Bulgaristan, Arnavutluk, Hollanda, İngiltere, Polonya, Yunanistan, Romanya ve Estonya gibi ülkelerin kırsal kalkınma plan ve stratejileri dikkate alındı. Stratejinin Türkiye’nin AB ile sosyo-ekonomik entegrasyonu için gerekli olan Kırsal Kalkınma Plan ve Programına temel teşkil edeceği belirtilirken, kırsal kalkınma ile kırsal alanlarda hayat standartının ve gelir düzeyinin yükseltilmesi, refahın yükseltilmesi, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkının azaltılması hedeflendiği bildirildi.

Hedef 2013
Tarım Bakanlığı yetkilileri AB’nin Ortak Tarım Politikası’nın 2013’ten itibaren yeni bir tarım destekleme modeline geçeceğini anımsatarak, bu modelle pazar fiyat desteğinin azalacağını, bunun yerine ise alan bazında doğrudan gelir desteği ile kırsal kalkınma desteklerinin ağırlık kazanacağını bildirdi. İlerleme Raporu’nda da eleştirildiği gibi Türkiye’nin yüksek gümrüklerle koruma duvarları oluşturduğunu anlatan yetkililer, "Hayvancılık ürünlerinde yüzde 200’e varan gümrük var. Bu bir anlamda fiyat desteği anlamına geliyor. Bunları indirmemiz gerekecek. Dolayısıyla çok fazla korunan Türk çiftçisi rekabet edemeyebilir, gelir kaybına uğrayabilir" diye konuştular. Bu nedenle özellikle hayvancılık desteklerine bu dönemde ağırlık verilerek, bu sektörün sürdürülebilir rekabet gücüne kavuşturmayı hedeflediklerini kaydettiler. AB’nin çiftliklerin AB rekabetine açık olmadığını savunduğunu anlatan yetkililer, "Bu işletmelerin ayakta kalabilmesi için, işletmelerin büyümesi ve dolayısıyla bu nedenle işsiz kalanlar tarım dışı sektörlerde istihdam edilmesi gerekecek. Bunun için de AB destekli Kırsal Kalkınma desteklerini devreye sokacağız" diye konuştu.

Kırsal Kalkınma’nın Eylem Planı
1- Kırsal Kalkınma ve Tarım İçin Gerekli Altyapı’nın Geliştirilmesi
- Köye Dönüş Projeleri desteklenecek
- Kırsal ve tarımsal veri tabanı oluşturulacak
- Kırsal yerleşim planlaması yapılacak ve köylerin yenilenmesi ve geliştirilmesi sağlanacak
- Tarımsal alan ve işletmelerin küçülmesi önlenecek
- Tarımsal işletmelerde fiziksel altyapı yatırımları geliştirilecek
- Toprak ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi sağlanacak
- Tarımsal sulama ağı yaygınlaştırılacak ve etkin su kullanımı sağlanacak

2- Kırsal Ekonominin Geliştirilmesi
- Pazar ihtiyaçlarına göre üretim planlaması yapılacak ve üretim çeşitlendirilecek
- Bitkisel, hayvansal ve su ürünlerinin işleme, paketleme, depolama ve pazarlama yapıları geliştirilecek ve istihdam artırılacak
- İşlemeli tarıma elverişli olmayan alanlarda küçükbaş hayvancılık, arıcılık faaliyetleri geliştirilecek
- Küçük ve orta ölçekli tarımsal sanayinin gelişmesi desteklenecek
- Yeterli ve güvenilir gıdanın temini için gerekli alt yapı geliştirilerek pazar etkinliği artırılacak.
- Sözleşmeli üretim yaygınlaştırılacak
- Stratejik, ekonomik ve avantajlı ürünlerin üretimi artırılacak
- Ürün borsaları kurularak fiyatların serbest piyasada oluşması sağlanacak
- Organik ve iyi tarım uygulamaları desteklenerek yaygınlaştırılacak
- İşletmelerin rekabet gücünün artırılması için üretim maliyetleri düşürülecek, üretim üniteleri modernize edilecek ve girdilerin kalitesi artırılacak.
- Kırsal turizm geliştirilecek

3- İnsan Kaynakları ve Katılımcı Örgütlenmesinin Geliştirilmesi
- Eğitim ve yayım faaliyetleri güçlendirilerek yaygınlaştırılacak
- Kırsal alanda eğitimin kurumsal ve yasal alt yapısı güçlendirilecek
- Mesleki eğitim faaliyetleri artırılacak

- Katılımcı örgütlenme (Kooperatif ve birlik gibi) geliştirilip, yaygınlaştırılacak
4- Çevre ve Doğal Kaynakların Sürdürülebilir Yönetimi ve Kırsal Mirasın Korunması
- Detaylı temel toprak etüdlerinin ve arazi envanteri yapılarak "Entegre Arazi Kullanım Planları" hazırlanacak - Entegre Havza Yönetimi Programları geliştirilecek
- Ormancılık sertifikasyon sistemi yaygınlaştırılacak
- Tarımsal üretimde çevre ile uyumlu girdi ve teknoloji kullanımı yaygınlaştırılacak
- Gen kaynakları korunarak muhafaza edilecek Hayvancılıkta 2013’te Neler Olacak
- Boğa altı inek varlığı 4.6 milyondan 5.8 milyona yükselecek
- Ortalama yıllık süt verimi 1800 litreden 4000 litreye çıkacak
- Yıllık kişi başına süt tüketimi kişi başına 150 litreden 250 litreye çıkacak
- Yıllık toplam süt üretimi 9 milyon tondan 23 milyon tona çıkacak
- Endüstriyel kullanım ise 2 milyon tondan 20 milyon tona yükselecek. Sütteki hastalıklı hücre sayısı litrede 2 milyon adetten 400 bin adete, bakteri sayısı ise 1 milyon adetten 100 bin adete gerileyecek

Bol Et, Süt, Yumurta Yiyebileceğiz
AB’yle uyumlu hazırlanan strateji ile birlikte muhtemelen Türkiye’nin tam üye olacağı 2013 yılının da hedefleri belirlendi. Türkiye yeni stratejiyi ve destekleme sistemleri uygulaması durumunda şu sonuçlar elde edilebilecek:
- 23 milyon ton süt üretimi
- Süt verimi yıllık ortalama inek başına 4 ton
- Süt tüketimi kişi başına yıllık 250 litre
- Beyaz et ihracatı 400 bin ton
- 13 milyon ton kırmızı et üretimi
- Karkas ağırlık ortalama 250 kilogram
- Kırmızı et tüketimi kişi başına yıllık 16 kilogram
- Beyaz et tüketimi kişi başına ortalama 20 kilogram
- Yumurta tüketimi kişi başına yıllık 200 adet

DTÖ Müzakereleri Çerçeve Metni’ne getiriyor Kırmızı Kutu Destekleri (Tarımsal Üretim ve Pazarında Bozucu Etki Yapan Tüm Destekler):
1- Kırmızı Kutu desteklerinin tüm ülkelerce azaltılması,
2- Gelişme Yolundaki Ülkelere (GYÜ) bu azaltmaların daha uzun sürede ve daha az oranda ayrıcalığı tanınması,
3- Bu destekler için yürürlükte olan GYÜ’ler için yüzde 10’luk Gelişmiş Ülkeler (GÜ) için yüzde 5’lik Asgari Destek İstisnası’nın(de minimis) uzlaşılacak oranda azaltılması.

Mavi Kutu Destekleri (Alan ve Miktar Sınırlamaları Nedeniyle Yapılan Ödemeler):
1- Toplam tarımsal üretim değerinin yüzde 5’inden fazla olmaması,
2- Sabit alan belirlenmesi şartıyla destek yapılabilmesi

Yeşil Kutu Destekleri (Tarım Ürünleri Üretim ve Ticareti Üzerinde Direkt Etkisi Olmayan Tüm Destekler)
1- Bazı kriterler öngörülmekle birlikte Yeşil kutu desteklerine dokunulmamaktadır.

İhracat Rekabeti:
1- Tarımsal ihracat desteklerinin belirlenecek bir tarihte (GYÜ’ler için daha uzun bir süre) ortadan kaldırılması
2- Vadesi 180 günden fazla olan ihracat kredilerinin kaldırılması

Pazara Giriş:
1- Taahhüt edilen oranlar üzerinden yüksek tarifelerde daha yüksek indirim öngörülmesi,
2- Tarife indirimlerinde kademeli formül kullanılması
3- GÜ’ler ve GYÜ’lerce hassas ürünlerde (sensitive products) kotalarının genişletilecek olması,
4- GYÜ’lere kırsal kalkınma ve geçim düzeyi ihtiyaçlarını temel alan seviyede özel ürün belirleyebilmeleri, özel ve farklı muamele uygulayabilmeleri,
5- GYÜ’ler için iç piyasada dengelerin bozulmaması için Özel Koruma Mekanizması (special safeguard mechanism) öngörülmesi.